2016 SEZONU İÇİN ÖNLEM PAKETİ

2016 turizm sezonu  tüm olumsuz koşullara rağmen açıldı. Türkiye turizminin üzerinde dolaşan kara bulutları, gelip geçici politikalarla bertaraf edebilecek durumda değiliz. Sorun ülkenin tamamını ilgilendiren bir sorundur.  Ancak bu iç karartan tablonun ekonomiye yansıyan faturasını minimize edebilecek bazı reçeteler de yok değil.


Herşeyden önce 2016 yılında borçlanma konusunda daha tedbirli olmamız gerektiğini vurgulamak isterim. Özellikle turizm ve ona bağlı iş kollarında dövizle borçlanma konusunda kırmızı çizgilerimiz olmalı. Zira bu yıl bu borçlanmayı telafi edebilecek bir girdimiz olmayabilir. Tarım sektörümüz için de aynı durum geçerli. Buna karşın her zaman söylediğimiz gibi yerelde ticareti canlı tutacak hamlelere ihtiyacımız var. En basitinden elimizden gelen şey;  tedarikçilerimizi yerelden seçmek, yerel ekonomiyi canlı tutmayı sağlayacak önlemler almaktır. En temel ihtiyaçlarımız dahil olmak üzere satın alacağımız mal ve hizmetleri Selçuk ve İzmir’den temin etmek bile fayda sağlayacaktır.


Bu yıl yere biraz daha sağlam basmak zorunda olduğumuz bir yıl olarak bize bazı dersler verecek. Yerelde yapılacak revizyonların yanı sıra Türkiye turizminde genel bir politika değişikliği ihtiyacı olduğu aşikar. Bireysel anlamda turizmci işletmelerimiz faaliyet konularına göre pazarlarını dış turizmden iç turizme kaydırabilirler. Bu yıl yaşadığımız kriz bize bunu gösterdi. Kitlesel turizm hareketleriyle çok ucuza tatil yapılan bir ülke bandından çıkıp, bireysel ziyaretçileri hedefleyen kaliteyle öne çıkan bir turizm politikası benimsemeliyiz.  Kitlesel olarak 100-150 Euroya bir hafta tatil yapan milyonlarca -herşey dahil tur turistini- değil,  günde 100-150 Euro harcama kapasitesi olan bireysel turisti getirebilmeliyiz. İletişim ve bilgi teknolojilerinin bu kadar ilerlediği bir ortamda bunu gerçekleştirmek imkansız değil. Butik işletmeleri, kaliteli hizmet anlayışını ve tematik turizm alanlarını destekleyen bir teşvik sistemiyle hükümetin yeni bir turizm politikası geliştirmesi ve  finansal kaynaklarını bu yeni politikaya göre dizayn etmesi acil olarak gereklidir. Yeni kurulan 65. Hükümetin içerde ve dış politikada bir güven ortamı tesis ederken aynı zamanda eşzamanlı olarak bu yapılanmaya gitmesini bekliyoruz.


Oda olarak Avrupa standartlarında bir hizmet anlayışı ve kalitesi geliştirmek amacıyla Akreditasyon çalışmaları yürüttüğümüzü daha önce duyurmuştuk. Bu çalışmalarda mesafe katettiğimizi memnuniyetle ifade etmek isterim. Odamız bağımsız akreditasyon kuruluşu Türk Loydu tarafından geçtiğimiz ay  ziyaret edildi. Yakın zamanda dört yıllık stratejik planlama çalışmalarına başlanacak. Bütün paydaşlarımız ve üyelerimizle birlikte Odanın dört yılı için hedef ve amaçlarını tespit edeceğiz. Diğer yandan akreditasyon sistemiyle uyumlu çok daha işlevsel bir web sitesi için çalışmalara devam ediyoruz.


Odamızın üyesi olan sizlerin görüşleri, öneri ve eleştirileri her şeyden değerli. Bir aile uyumu içinde eksik - zayıf yönlerimizi azaltıp,  güçlü ve fırsat barındıran yönlerimizi artırmamız ancak diyolagla mümkün olacaktır. Her şeyde olduğu gibi…


Sevgi ve saygılarımla,